5. Sınıf Risk Nedir? Bir Çocukluk Hikayesi
Kayseri’de, sıcak bir yaz akşamıydı. Hava o kadar sıcaktı ki sanki her şey kavrulmuştu. O anki sıcaklık, ruhumu da aynı şekilde sarhoş ediyordu; ne yapacağımı, nereye gideceğimi bilmeden yürüyordum. Bir zamanlar, o çocukluk günlerimde de böyle bir yaz akşamını hatırlıyorum, ama o zamanlar her şey çok daha heyecan verici ve belirsizdi. Şimdi anlatacağım hikaye, hem geçmişimde hem de bugünkü hayatımda risklerin nasıl bir yeri olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor.
Bunu yazarken, 5. sınıftaki o eski halimi düşünüyorum. Gözlerimdeki o masumiyet, hayal kırıklığı, heyecan ve belki de umut… İşte o gün, 5. sınıfın sonlarına doğru, hayatta bir şeyin riskini anlamaya başladım. Şimdi, o anları size anlatayım.
Hedeflerim Vardı
Hatırlıyorum, 5. sınıfın ilk döneminin bitmesine birkaç hafta kalmıştı. O kadar çok hevesim vardı ki… Okulumuzda her yıl düzenlenen bir yarışmaya katılacağımı anneme söylemiştim. Bu yarışma, okulun en iyi resim yapan öğrencisini seçiyordu. O dönemde resim yapmayı çok seviyordum. Renkli kalemlerim, fırçalarım, kocaman bir çerçeve… Hepsi bana sadece hayal gücümü değil, aynı zamanda özgüvenimi de veriyordu. “Yarışmayı kazanacağım,” diyordum içimden. Çünkü kazanırsam, çok güzel bir ödül alacaktım ve öğretmenim bana çok değerli bir şey verecekti. O an, bu ödül bana her şeyden daha önemli görünüyordu.
Ama işin içinde bir risk vardı. Ödül kazanmak, bir cesaret işiydi. Özgüven gerektiriyordu. Çünkü o resimde bir hata yaparsam, herkes beni izliyordu. Bir yanlış çizgi, bir yanlış renk seçiminden her şey sona erebilir, ne kadar emek verirsen ver, insanlar seni değerlendirirken ne kadar başarılı olduğunu göz önüne almazlardı.
Çizdim, Renklendirdim… Ama Ya Kazanamazsam?
Yarışmaya katılmaya karar verdiğimde, sabah akşam çizim yapıyordum. Her şey mükemmel olacak, her renk doğru yerinde olacak, her fırça darbesi mükemmel olacaktı. Ama bir şey eksikti… O kadar heyecanlıydım ki, içimde bir korku vardı. Ya kazandıktan sonra bu heyecanım kaybolursa? Ya çizimimi beğenmezlerse? Ya en iyi ben değilsem?
Geceleri uykusuz kalırdım. Kafamda hep aynı düşünceler dönüp dururdu. “Ya kazansam ama yeterince tatmin olmasam? Ya en iyi yapamadığım için utansam?” İşte bu, 5. sınıf riskinin anlamını tam olarak hissettiğim anlardan biriydi. O kadar büyük bir umut vardı ki içinde, bir o kadar da kaybetme korkusu. Bir yanda hayalini kurduğum ödül, diğer yanda başarısız olmanın getireceği hayal kırıklığı vardı. Bir adım atmaya cesaret etmenin riskiydi bu.
Bir yanda kalbim deli gibi çırpınırken, diğer yanda bir şeyleri kaybetme korkusunun derinliği vardı.
Yarışma Günü
Sonunda yarışma günü geldi. Okulun büyük salonuna girdiğimde, tüm öğrencilerin ellerindeki eserlerle birer sanatçı gibi durduğunu gördüm. Heyecanım arttı. Tüm o resimler… Kimi pırıl pırıl, kimisi biraz eksik gibi. Ama bir şey daha vardı, salondaki herkesin gözlerinde o aynı korkuyu gördüm. Kimse kaybetmek istemiyordu. Ben de istemiyordum.
Salona girip, tablomun karşısına geçtim. Resmin detaylarını, renklerini, fırça darbelerini dikkatle inceledim. Her şey doğruydu. Ama yine de içinde bir şey vardı, ne kadar doğru yaparsam yapayım… Ya birileri çok daha iyisini yaparsa? Ya ödül bir başkasına giderse? İşte bu, 5. sınıf riskiydi. Kaybetme korkusu. Yine de o salonda duruyordum. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Bütün o an, beni düşündüren tek şey “Ya kazanamazsam?” sorusuydu.
Jüri, sırayla her resmi inceledi. O an her şey durdu, zamanı geriye aldım. Herkesin gülümsediği, başkalarına güzel sözler söylediği anlarda, benim içimde bir kıpırtı vardı. Kazanma isteği… Ama kaybetme korkusu o kadar büyük ki, sanki kaybetmek, içimdeki tüm ışığı söndürecekti. Kırık dökük bir umut… O an fark ettim: Risk, sadece kazanma ya da kaybetme meselesi değil, aynı zamanda bu duyguları hissetmekti.
Kaybettim Ama…
Sonuçlar açıklandığında, en iyi resim ödülünü başka bir öğrenci kazandı. İlk başta kalbimde bir boşluk hissettim. Evet, çok üzüldüm. Bir süre sessiz kaldım, kendi içimde kaybetmenin acısını yaşadım. Ama sonra… Bir anda içimde garip bir şey fark ettim. O kadar çok üzüldüm ki, sonunda aslında kazandığımı hissettim. Çünkü bu yarışma, sadece bir ödül almakla ilgili değildi. Benim için o yarışma, cesaretimi ve korkularımı bir arada yaşadığım anıydı. Evet, kaybettim. Ama büyük bir riski aldım. O an, 5. sınıfın bana öğrettiği en önemli şeyin farkına vardım: Riskler, kaybetmekten değil, cesaretle onları alıp üzerine gitmekten ibaretti.
Sonuçta Ne Öğrendim?
Yıllar geçti, ama o gün yaşadıklarım hala benimle. 5. sınıf risk nedir? Risk, korkunun ve cesaretin birleşimidir. Hayatta ne kadar çok riske girersek, o kadar çok büyürüz. Kaybetmek, bir son değil, bir başlangıçtır. Bunu öğrendim. O küçük çocuk, o gün kaybetse de bir şey kazandı: Gerçekten ne istediğini ve ne kadar güçlü olduğunu fark etti.
O yarışmada ödül kazanamadım belki, ama bir şey kazandım: Riskin ne demek olduğunu. O günden sonra her riski bir öğrenme fırsatı olarak gördüm. Çünkü hayat, sadece ödüllerle değil, o ödüle ulaşırken karşılaştığımız korkularla şekillenir.