Furacin Açık Yeralara Sürülür Mü? Bir Hikâye
Kayseri’nin soğuk, karanlık bir akşamında, tek başıma oturuyorum. Havanın o keskin soğukluğuna rağmen içimde bir sıcaklık var, ama bu sıcaklık içimdeki sıkışmış duygulardan başka bir şey değil. Son birkaç gündür kafamda tek bir soru var: “Furacin açık yaralara sürülür mü?” Aslında bu soruyu bir doktora sormam gerekirdi, ama ben bir şekilde olayın içinde buldum kendimi. Bir yandan da o kadar yorgunum ki, cevapları ararken, zihnimdeki soru sürekli geri geliyor. Furacin, yani o krem, ne kadar etkili olabilir? Ama belki de sorunun cevabı, yalnızca cildim değil, duygularımın derinliklerinde gizlidir. Bunu keşfetmek için biraz geriye gitmem gerekiyor.
İlk Yaralar, İlk Acılar
Yaralar, bazen sadece fiziksel değil, içsel de olabilir. Her insan bir şekilde yara alır; kimisi bedensel, kimisi ruhsal. Benim de her ikisi vardı. Bir yıl önce, hayatımda hiç beklemediğim şekilde bir kaybım olmuştu. Yıllarca birlikte olduğum bir insandan ayrıldım. O ayrılıkla birlikte, hem ruhumda hem de bedende bir yara açılmıştı. Ayrılığın acısı, bir süre sonra fiziksel bir hale büründü. Sabahları uyanmakta zorlanıyor, geceleri sabaha kadar gözlerimdeki yaşları silerek, “Her şey geçecek” diye kendi kendime tekrar ediyordum. Ama bir şekilde, geçen zamanla birlikte, o yaraların acısı bir nevi uyuşmuştu. Sanki dışarıdan hiçbir şey görünmese de içimde bir yerde, bir yara vardı.
Ve bir gün, evde yalnızdım. Günlerden Pazar’dı. O kadar sıkılmıştım ki, biraz çamaşır yıkamaya karar verdim. Çamaşırları makineye attım, bir yandan da kafamda o eski anılar dönüyordu. Tüm o anılarla uğraşırken, aceleyle makineyi açarken, yanlışlıkla elimi makinenin kapağına çarptım. Bir anda parmağımın üstünde büyük bir yara oluştu. Kan, parmağımın ucunda birikmeye başladı. Sıkıntıyla yaraya baktım. “Bu kadar kötü bir zamanda, yaralar bir de dışarıda açılacak mıydı?” diye düşündüm. Aslında o kadar da kötü değildi, sadece o an içimdeki acıyı yeniden dışa vurmanın, yeniden bir acı hissetmenin huzursuzluğuydu.
Bir Çare Arayışı
O gün, tek başıma her şeyin üstesinden gelmeye çalışıyordum. Ama yarayı temizlemem gerektiğini biliyordum. Eczaneye gidip Furacin aldım. “Furacin açık yaralara sürülür mü?” diye düşündüm. Sürmeli miydim, yoksa bunu yapmam mı yanlış olurdu? Ama içimden bir ses, “Bunu yapmalısın, acıyı dindirebilirsin” diyordu. Furacin’i elime alıp, parmağımda oluşan o kanlı yaraya sürerken, aslında içinde bulunduğum ruh halini de iyileştirebileceğimi düşündüm. Yaraları iyileştirmek sadece bedensel anlamda değildi, içimdeki yaraları da bir şekilde sarabilirim diye hissettim.
Furacin ve Ben
Furacin, parmağımın üzerindeki yaranın üzerine sürüldü. Bir an her şey durdu, yalnızca o kremi sürerken hissettiklerim vardı. Yaranın üzerinde kayarken bir hafiflik hissettim, bir tür geçici bir rahatlama. Ama bir şekilde o anı hissetmek bile, içimdeki boşlukla birlikte yeni bir keşfe dönüşüyordu. Furacin, fiziksel yarayı iyileştirmeye çalışıyordu ama içimdeki yarayı iyileştirmesi imkansızdı. O yaralar zamanla kapanacak mıydı? Bir şekilde yeniden eski halime dönüp dönmeyeceğimi bile bilmiyordum. Ama o krem, bir şeyler yapmam gerektiğini hatırlatıyordu. Bazen bir yara oluştuğunda, müdahale etmeden duramayız.
Bir süre sonra yaralarım iyileşti. Ama aslında ben hala bir boşluk hissi taşıyordum içimde. Furacin’in beni sadece bedensel olarak iyileştirdiğini fark ettim, ama içimdeki boşluğu doldurmadığını, tam tersine o boşluğu daha da hissettirdiğini. O gün, Furacin’i kullanarak bu kadar basit bir soruya yanıt bulmuş oldum: Evet, açık yaralara Furacin sürülür ama iyileşmek için sadece fiziksel bir müdahale yeterli değildir. Ruhun iyileşmesi, zamanla olacak bir şeydir. Herkesin kalbi farklı hızda iyileşir.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Yaralar iyileştikçe, içimdeki boşluk yavaşça hafifledi. Bazen insanın en büyük yaraları, başkalarından aldığı acılar değil, kendi kendine ettiği hatalardır. O hatalar bazen anında iyileşmez. Furacin, bir yara için doğru bir çözüm olabilir ama kalbin ve ruhun yaralarını onarmak için başka bir yol gerekir. Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, o yaraların bende bıraktığı izleri düşünüyordum. Bir yandan da, belki de bu yaraların iyileşmesi için biraz daha zamana ihtiyacım vardı.
İçimden, “Her şey zamanla geçer” diyerek, hayatın bana öğrettiklerini kabullenmeye başladım. Furacin’i hatırlarken, yaraların ne kadar hızlı iyileştiğini fark ettim. Ama ruhsal iyileşmenin bir süreç olduğunu da biliyorum. Yara ne kadar iyileşirse iyileşsin, bazı izler kalır. Ama bir şekilde o izler, seni bir yere götürür. Belki de ben de yeni bir başlangıca doğru ilerliyordum.
Sonuç: Yaralar ve İyileşme
Yaraların iyileşmesi, bir şekilde tüm hayatı etkiler. Bir yarayı tedavi etmek, sadece o anı değil, ruhu da iyileştirmeyi gerektirir. Furacin, fiziksel yaralara çare bulmuş olabilir, ama içimdeki yaralar, her geçen gün biraz daha iyileşiyor. Bazen, bir yara ne kadar derin olursa olsun, zamanla kapanır. Ama unutma, her yara bir iz bırakır. Belki de bu izler, seni daha güçlü kılar. Şimdi biliyorum ki, her yara iyileşir, ama her yara bir öğreticidir. O yüzden, hayatta her şeyin bir anlamı vardır. Yaralar, zamanla iyileşir. İşte, bu yüzden bazen iyileşmek için sadece sabırlı olmak gerekir.