İçeriğe geç

Niye +18 şeyler yazıyorum çıkmıyor ?

Niye +18 Şeyler Yazıyorum, Çıkmıyor?

İçimdekileri anlatırken her zaman bir çıkmazın içinde bulurum kendimi. Bir yazının içinde kaybolurum, kelimeler birbirini kovalarken, bir anda bu kadar açık, bu kadar çırılçıplak olmak bana yabancı gelir. Ama yine de, her seferinde o yazıya başladığımda biraz daha fazlasını paylaşmak, biraz daha derine inmek isterim. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken bile, içimdeki sesin yankıları, bana bunu hatırlatır: “Daha fazlasını yazmalısın.”

Gece olunca, yalnız kalınca, kafamda biriken her şeyi kağıda dökme isteği ile deliye dönerim. Ancak, bazen yazmak istediğim şeyin tam da çıkmadığını hissederim. Ya da bir şekilde engellenmiş gibi hissederim. “Niye +18 şeyler yazıyorum, çıkmıyor?” diye sorarım kendime. Her şeyin olduğu gibi, bunun da bir nedeni olmalı. Ama bir türlü o cevabı bulamam.

İtiraf Ediyorum: Kendimi Tanımaya Çalışıyorum

Söz konusu yazı yazmak olduğunda, kalemim sanki bir itirafçı gibi sessizliğimi deliyor. Bugünlerde, yazmak biraz daha zor bir hal aldı. Hangi duyguyu nasıl aktaracağımı bilmeden, parmaklarım tuşlara dokunuyor ve ekranda gördüğüm her kelime, bana daha fazla karmaşa getiriyor. Oysa ne kadar basitti her şey.

Bir zamanlar, gençken, yazdığım her şeyin basit bir çıkış olduğunu düşünürdüm. Her bir kelime, içimde patlayan duyguların dışa vurumuydu. Ama zamanla, daha derinlere inmeye başladım. Ya da belki o derinlik beni buldu, bilemiyorum. Bir yandan hayal kırıklığının, bir yandan da heyecanın içinde kayboluyorum. Bir başıma, Kayseri’nin tekinsiz gecelerinde, duygularımın peşinden koşarken, hiç düşündünüz mü, bu kadar kişisel hislerin başkalarına da ulaşmasını istiyor muyum? “Beni gör, beni anla!” diye haykırdığım her yazının sonunda, çıkmamış cümleler, kaybolan kelimeler, takılıp kalan anlamlar… Ne kadar insan, bir duyguyu kelimelere dökerken, bir o kadar da korkar, belki de sessiz kalır.

O Geceyi Hatırlıyorum: Uçurumun Kenarında

Bir akşam, yalnız başıma bilgisayarımın başına geçtiğimde, her zamanki gibi başlamakta zorlanıyordum. Parlak ekranın karşısında, tuşlara basarken hep tereddüt ediyordum. O an, gözlerimin önüne bir sahne geldi. Yalnızca bir an, bir dokunuş… O geceyi hatırlıyorum: Karanlık bir odada, herkes uyurken, yalnızca ben ve karanlık vardı. İstediğim gibi bir şey yazmak, kelimelerimle her şeyi en çıplak haliyle anlatmak istedim.

Bir süre yazmak için bir şeyler aradım, bir şeyler buldum. Ama yine de eksikti, hep eksikti. Yazdıklarım sanki doğru değildi. “Niye +18 şeyler yazıyorum, çıkmıyor?” diye düşündüm, karanlık odada parmaklarımın tüyleri diken diken olmuştu. O anı hissediyorum, hıçkırık gibi, belki biraz da utanç içinde, yazarken hissettiğim o karmaşayı. İçimdeki duyguların ne kadar baskın olduğunu anladım. Ama kalemim sanki onlara karşı koyuyordu.

Bir şeyler anlatmak, birini anlatmak, ama hep eksik bir parça gibi hissetmek. Yazdığım cümleler tıkandı. Olmam gereken yerde, olamadım. Çıktım, bir nefes aldım, sonra geri dönüp tekrar yazmaya başladım. Ama bu defa yazdıklarım, yalnızca bir yansıma gibiydi, içimdeki duyguların bir yansıması… Kırık dökük, tamamlanmamış ve sessiz. Beni anlamadılar, belki de ben onlara ulaşamadım.

Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında

Yazılarımın çıkmaması, bir yerde içimdeki hayal kırıklığını derinleştiriyordu. Bir yandan da bu yazılara dair bir umut besliyordum. Hep böyle, her yeni yazıyla umutlanırım. Hadi, belki bu sefer doğru yazılır, belki bu sefer tam da istediğim gibi çıkacak. Ama her defasında bir engel gelir. Belki de bu engel, yalnızca kendi sınırlarım ve korkularımdır. Ne zaman ki daha fazla açık olmak, daha fazla kendim olmak istesem, kelimelerim benden kayıp gider.

Bir düşünce takılır aklıma: İnsanlar, duygularını nasıl bu kadar rahat paylaşabiliyorlar? Kimse korkmuyor mu? Yalnızca ben mi kendimi sürekli engelliyorum? Belki de yazmaya karar verdiğimde, bir şeyler beni geri çekiyor. Belki de o kadar duygusal bir insan olmam, beni daha da savunmasız yapıyor. Ama yine de bir umut var, değil mi? Hedefim, bu sefer doğru yazmak, tam da istediğim gibi çıkarmak.

Sonuçta Ne Olacak?

Şu an, yazarken bile bir türlü netleşemeyen duygularla baş başa kalıyorum. Bir yandan yazmak istiyorum, bir yandan da bir parça korku içimi sarıyor. Ama nihayetinde şunu biliyorum: Her şeyin bir zamanı var. Her şeyin bir anlamı olmalı. Eğer yazmak, duygularımı açıkça ifade etmekse, o zaman yazmaya devam etmeliyim. Belki bu yazının sonunda da aynı soruyu soracağım: “Niye +18 şeyler yazıyorum, çıkmıyor?” Ama belki bir sonraki seferde cevapları daha yakın hissederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci