İçeriğe geç

Üstün ne demek Arapça ?

Üstün Ne Demek Arapça?

İstanbul’da bir sabah, işe gitmek için yola koyuldum. Her sabahki gibi otobüse bindim, kalabalık ve gürültülü. Bir yanda, genç bir kadın telefonuyla konuşuyor; diğer yanda, yaşlı bir adam elindeki gazeteyi okuyor. Arka sırada ise bir grup genç, gülerek sohbet ediyor. Ama bir an, kulak misafiri olduğum bir konuşma beni derinden etkiledi. Bir grup insan, Arapça bir kelimenin anlamını tartışıyordu. O kelime, “üstün” kelimesiydi. Onlardan birisi, “Üstün ne demek Arapça?” diye sormuştu. O an kafamda bir kıvılcım yandı. Üstünlük, sadece dilde değil, toplumsal yapıda ve günlük hayatta da nasıl bir yer tutuyordu?

Üstün kelimesi Arapça’da “fazla, yüksek, değerli” anlamlarına gelir. Ancak bu basit bir kelime olmanın çok ötesinde, aslında toplumsal yapıları ve ilişkileri etkileyen, özellikle toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından derin bir anlam taşır. Şimdi gelin, bu kelimenin sadece dildeki değil, toplumdaki karşılıklarına birlikte bakalım.

Toplumsal Cinsiyet ve Üstünlük

Birçok kişi için üstün olmak, genellikle güç, irade ve kontrolle ilişkilidir. Ancak bu kavram, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile yakından bağlantılıdır. Her gün toplu taşımada gözlemlediğim bir sahne, bu konuda düşündürür beni. Kadınlar, çoğunlukla erkeklerden daha az yer bulur. Toplu taşıma araçlarında kadınlar, bazen sadece fiziksel olarak değil, sosyal olarak da “alt” konumda hissettirilir. Bir erkek, kadınlardan daha fazla yer talep edebilirken, kadınlar genellikle yer değiştirmek için daha fazla çaba sarf ederler. Üstünlük ve değer, bu noktada cinsiyete göre ayrılabiliyor.

Arapça’da “üstün” kelimesi genellikle bir kimsenin toplumsal olarak değerini, saygınlığını ifade eder. Ancak İstanbul gibi bir şehirde, kadınlar için bu değer, erkeklere göre daha düşük olabiliyor. Bir kadının “üstün” kabul edilmesi, genellikle onun toplumdaki yerinin belirlenmesiyle eşdeğerdir. Birçok kadın için “üstün” olmak, hak ettiği saygıyı görmek ve haklarını savunmak anlamına gelirken, erkekler için bu kavram bazen daha dışa dönük bir güç ve baskı aracı olabiliyor.

Çeşitlilik ve Ayrımcılık: “Üstün” Olmak Kim İçin?

Toplumda, “üstün” olma hali, sadece cinsiyete göre değil, aynı zamanda etnik kimlik, ırk ve sınıf gibi faktörlerle de şekilleniyor. Toplu taşımada ya da bir kafede, farklı etnik kökenlerden gelen insanları gözlemlediğimde, bazen bir kişinin diğerine göre daha rahat ve saygın bir şekilde yerleşebildiğini fark ediyorum. Örneğin, dışarıdan gelen biri, “yabancı” olarak görülüyor ve bu kişi, bazen daha az değerli bir birey olarak algılanabiliyor. Bunu birkaç kez gözlemledim. Çeşitli etnik kökenlere sahip insanların yaşadığı mahallelerde, bazı sokaklarda, özellikle Arap kökenli insanlara karşı bir üstünlük duygusu bazen karşımıza çıkabiliyor. Bu insanlar, dil ve kültür farkları nedeniyle, dışlanabiliyorlar ve bu da onların sosyal olarak “alt” bir konumda hissetmelerine yol açıyor.

Bu bağlamda, Arapça “üstün” kelimesi, sosyal statü ve kimlik meseleleriyle birleşiyor. Bir insanın etnik kimliği, dil kullanımı ve davranış biçimi, ona toplumda nasıl bir yer verildiğini belirliyor. Bazen bir kişinin Arap olması, ona “alt” bir kimlik atfetmek için bir bahane olabiliyor. Bu, aslında toplumsal bir hiyerarşiyi yansıtan bir durumdur. Bir kişinin sadece Arap olması, onu toplumda “üstün” olmaktan çok uzaklaştırabiliyor.

Sosyal Adalet ve “Üstün” Olmak

Sosyal adaletin tam anlamıyla sağlandığı bir dünyada, “üstünlük” kavramı herkes için eşit ve adil bir şekilde dağıtılmalıdır. Ancak İstanbul’da, her gün sokakta yürürken ya da bir kafede otururken, bunu görmüyoruz. Yoksulluk, işsizlik ve sosyal eşitsizlik, “üstün” olmanın sınırlarını çizen etkenlerden sadece birkaçıdır. Toplumdaki güçlü bireyler, sosyal ve ekonomik olarak “üstün” kabul edilirken, bu daha az şanslı olanları “alt” bir statüye yerleştiriyor.

Geçtiğimiz günlerde bir sivil toplum kuruluşunun etkinliğinde, toplumdaki eşitsizliklere dair yapılan bir konuşmaya katıldım. Burada, toplumda kimlerin “üstün” kabul edildiği, kimlerin ise marjinalleştiği üzerine konuşuluyordu. Birçok kişi, ekonomik olarak güçlü ve sosyal olarak tanınan kişilerin, toplumsal yapıdan daha fazla faydalandığını belirtti. Bu bağlamda, “üstün” olmak, sadece bireysel bir durum değil, toplumsal bir inşa meselesiydi.

Sonuç Olarak: Üstünlük, Sosyal Yapının Bir Yansımasıdır

Arapça’daki “üstün” kelimesi, sadece bir kişinin veya nesnenin fiziksel ya da manevi olarak daha değerli olmasını ifade etmez. Toplumda kimlerin “üstün” kabul edildiği, çoğunlukla toplumsal yapı, cinsiyet, etnik kimlik ve ekonomik durumla bağlantılıdır. Kayseri’den İstanbul’a kadar her şehirde, sokakta gördüğümüz her sahnede, bu üstünlük ve eşitsizlikler sürekli olarak şekilleniyor. İnsanın “üstün” olma hali, her şeyden önce, toplumun buna verdiği değerle ilgilidir. Bu yüzden, “Üstün ne demek Arapça?” sorusunu sorduğumuzda, bu kelimenin sadece dilde değil, toplumsal yapılarla nasıl iç içe geçtiğini de sorgulamalıyız. Toplumda kimlerin “üstün” olduğuna dair kalıplar, sadece dilde değil, günlük hayatın her alanında karşımıza çıkıyor ve bu kalıpları sorgulamak, daha adil bir toplum için atılacak ilk adımdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci